Web sitemize hoşgeldiniz, 01 Aralık 2020

Ademoğulları; Habil-Kabil Kıssası ve Mesajları

Ademoğulları; Habil-Kabil Kıssası ve Mesajları

6- Âdemoğulları arasındaki ihtilaf:

Yeryüzünde sadece Hz. Âdem’in ıyal’i[46], çekirdek aile olarak yaşamaya başlayan Âdemoğullarının –Habil ve Kabil- aralarından meydana gelen ihtilaf/ayrılık hakkında Kur’an şu açıklamayı yapmaktadır: “Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti…”[47]
Tevrat metninde ise Yehova’nın; “Kayin’i ve sunusunu ise reddetti…. “Doğru olanı yapsan, seni kabul etmez miyim? Ancak doğru olanı yapmazsan, günah kapıda pusuya yatmış, seni bekliyor. Ona egemen olmalısın.”[48] Dediği belirtilerek, Kurban sunan Âdemoğullarından Kayin/Kabil’in kurbanının kabul edilmediği açıklanmaktadır. Bunun üzerine Tanrı Yahve ile Kayin/Kabil arasında olumsuz bir diyalogun geçtiği beyan edilmektedir.Kayin(Kabil) çok öfkelendi, suratını astı. Rab(yahve) Kayin’e, “Niçin öfkelendin?” diye sordu, “Niçin surat astın?”[49]
Her iki kitapta yer alan bu anlatımlarda çok bariz hem de tevhidi açıdan çok olumsuz bir fark vardır. Kur’an’daki, Âdemoğulları kıssasında; Habil ve Kabil ihtilaflarına dair diyalog beyan edilirken, Tevrat’ta, Tanrı Yahve ile Kabil arasında bir diyalog sunulmaktadır. İşte bu aşamada yukarıda izah ettiğimiz bir hususun altını çizerek vurgulayalım. Kur’an, Tevrat’ın muharref anlatımını nasıl tevhidi istikamette tashih etmektedir bir bakın! Kur’an’da, Tevrat’ta anlatılan ve Tevhidi açıdan yanlış olan; Allah ile konuşan bir insan tasviri yerine doğrusu olan Habil ile Kabil arasında geçen tevhide dair bir diyalog sunulmaktadır. Oysa Allah, Kur’an’da şu kaideyi bildirmektedir. “Allah bir insana ancak vahiy yoluyla veya bir perde arkasından hitab eder yahut ona kendi izniyle dilediğini vahyedecek bir elçi gönderir.”[50] Şimdi daha iyi anlayabildiniz mi Kur’an’ın Tevrat’ı tashihi ve Tevrat verilerinin tahriften ayıklanarak, Kur’an perspektifinde mufassallaştırılması metodunun uygunluğunu?..
Kur’an ve Tevrat’taki, Âdemoğulları kıssasında, Kurban dolayısıyla ihtilafın açığa çıktığı beyan edildiği halde Kurban sunulmasına neyin sebep olduğu açıklanmamaktadır. Bu çok önemli bir husustur. Âdemoğulları kıssasının İsrailiyat ve mitolojik anlatımlarla dolmasının asıl sebebi de belki de budur. O halde şöyle bir yorum getirebiliriz. Allah, tefsirlerde dile getirildiği gibi Âdemoğullarından, herhangi bir olaya istinaden –Kız, Toprak/mülkiyet, v.s-Kurban istememiştir. Onlar bunu tamamen kendi kulluklarının gereği olarak yapmışlardır. Nitekim Tevrat’taki Kurban takdimi sahnesi anlatımındaki ifade böyle bir durumu ihsas ettiriyor. “Günler geçti. Bir gün Kayin(Kabil) toprağın ürünlerinden Rab’be sunu getirdi. Hevel/Habil de sürüsünde ilk doğan hayvanlardan bazılarını, özellikle de yağlarını getirdi.”[51]
Bunun yanı sıra İncil’i oluşturan ve “Talimi İnciller” adı verilen kitaplardan olan İbranilere mektup kitabında “Pavlus, Habil’in ihlâs ve inancıyla Kabil’den daha iyi kurban takdim ettiği için onun takdimesinin kabul edildiğini ifade etmektedir.”[52] “Habil’in Tanrı’ya Kabil’den daha iyi bir kurban sunması iman sayesinde oldu. İmanıyla doğru bir insan olarak Tanrı’nın beğenisini kazandı. Çünkü Tanrı onun sunduğu adakları kabul etti. Nitekim Habil ölmüş olduğu halde, iman sayesinde hâlâ konuşuyor.”[53]
Dolayısıyla Habil ve Kabil’in Kurban takdimi bir olaya –kız/toprak/mülkiyet- istinaden değil elde ettikleri rızıklara istinaden, şükür/hamd olarak sundukları bir Kurban olmalıdır. Olayın bu perspektifte algılanması Kur’an anlatımlarına daha uygundur kanaatindeyiz.
Hem Kur’an’ın hem Tevrat’ın ve hem de İncil’in; Âdemoğullarının(Habil-Kabil), Kurban sunmasının nedeni hakkında açık bir sebep belirtmemesi bizim bu yorumumuzun haklılığına işaret gibidir. Âdemoğullarının(Habil-Kabil) aralarındaki ihtilaf tamamen kulluklarına dair “Kurban” yüzünden yani dini muhtevalı bir olgu sebebiyledir. Cenabı Hakk herhangi bir mesele yüzünden Âdemoğullarından Kurban istememiş, bilakis onlar elde ettikleri ürünlerden dolayı içten gelen bir şükran, hamd vesilesi olarak Allah’a Kurbanlar sunmuşlardır.
Dikkat edildiğinde Kur’an ve Tevrat’ta olmadığı halde gaybi bir konu olan bir hususta -Kurban sunma sebebi- İslam ve Yahudi âlimleri indî fikirler yarıştırmaktadırlar. İddia ettikleri –kız veya toprak/mülkiyet- meselelerin delili ya da kaynağı nerededir? Bunun sahih cevabı yoktur. Bu konuda biraz daha dikkatlice ve Kur’an perspektifinde tefehhüm ve tefekkür edelim ne dersiniz?
Kur’an’ı Kerim’de ve Tevrat’ta yer alan “Âdemoğulları” kısasındaki kardeşlerin ihtilafına sebebin anlatıldığı safhada şu ortak sonuçlar çıkmaktadır:
a-Allah neden Kurban istemiştir? Kur’an ve Tevrat’a göre belli değildir. İslam ve Yahudi kaynaklarında ise indî mütalaalar vardır.
b-Âdemoğulları –Habil ve Kabil- neyi kurban etmişlerdir ki, birinin ki kabul edilmiş diğerininki edilmemiştir? Kur’an’a göre neyin Kurban edildiği belirsizdir. Tevrat’ta göre canlı hayvan, hayvansı yağlar ve tahıl ürünleri. Burada şu soruyu soralım. Neden ikisi de en azından yetiştirdikleri ürünleri takas yoluyla hayvan kurban etmemişlerdir. Tevrat’ın bu anlatımında tahrif olabilir mi?
c-Kurbanların, Allah tarafından kabul edilip edilmediği nasıl belli olmuştur? Bunun cevabı da ne Kur’an ne Tevrat’ta bulunmamaktadır.
Kur’an-ı Kerim, Cenabı Hakk’ın, Âdemoğullarından neden Kurban istediği ve Âdemoğullarının neyi kurban ettiğini ve bu Kurbanların kabul edilip edilmesinin nasıl bildirildiği ya da gerçekleştiği hakkında bir açıklama yapmamıştır.
Kur’an kıssasındaki kurban’ın ne olduğuna dair kapalılığa mukabil Tevrat, Âdemoğullarının kurbanları ve muhtevası hakkında detaylı bilgi vermektedir. Buna göre; “Kayin/Kabil toprağın ürünlerinden…..Hevel/Habil de sürüsünde ilk doğan hayvanlarından bazılarını, özellikle de yağlarını..” [54] Kurban olarak takdim ederler.
Âdemoğullarının, Allah’a sundukları kurbanlar hakkında, Kur’an’da bir açıklama bulunmamasına mukabil; İslam kaynaklarında yapılan yorumlar, Tevrat’ta anlatılanlar ile aynı görüşte birleşmektedirler. Dolayısıyla bu olgudan, İslam kaynaklarının referansının da Tevrat olduğunu algılamamız mümkündür. Çünkü gaybi bir konu olan bu husus hakkında beşer olan hiç kimsenin bilgisi olmaması gerekir. “İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin.”[55] Seyyid Kutup, İslam kaynaklarında gördüğü bu olgu hakkında şunları kaydeder: “Çünkü nakledilen tüm rivayetler, kitap ehlinden alınmış şüpheli rivayetlerdir…..Oysa bu konuyla ilgili olarak rivayet edilen biricik sahih hadiste bile herhangi bir detaya yer verilmemiştir.” [56] Dolayısıyla müfessirler bu hususta Tevrat verilerini temel almışlardır diyebiliriz.
Bu yüzden, Kur’an’da anlatılmayan fakat Tevrat metinlerinde yer alan Habil ve Kabil’in mesleklerinin neticesi olarak hem Yahudi teolojisinde hem de İslam külliyatındaki eserlerde; Âdemoğullarının Kurban sunmasının arka planına dair çeşitli tahminler ve bu tahminler üzerine yorumlar bulunmaktadır. İslam külliyatında Âdem’in çocuklarının evlilik ihtiyaçları dolayısıyla oluşan evlenecek kız meselesi –Kız kardeşler ile evlilik-, Kurban takdiminin nedeni olarak algılanmaktadır.
“Yahudi literatüründe Kabil’in Habil’i öldürmesine toprak kavgasının sebep olduğu da ileri sürülmüştür.”[57] Bunun yanı sıra Âdemoğulları kıssasına modern İslami yaklaşımlarda da kurban sunmanın arka planında toprak ya da mülkiyet anlaşmazlığı olduğu öne sürülmektedir.
Oysa Âdemoğulları kıssası ile benzer bir vakıanın -kardeşler arasındaki kıskançlık ve öldürme kastı- anlatıldığı Yusuf kıssası ile birlikte değerlendirildiğinde Kurban sunumunun arka planının yukarıda değindiğimiz gibi sadece Allah’a kulluk/ibadette ortaya çıkan –kurbanın red veya kabulü- durumunun olduğunun anlaşılması daha ideal gözükmektedir. Tabi bu durumda Âdemoğulları arasındaki ihtilafın nedeni maddi olmaktan çıkarak manevî yani duygusal bir mesele olduğunun anlaşılması gündeme gelecektir.
Ademoğulları kıssasındaki; “..kâle innemâ yetekabbelullâhu minel muttekîn” “…Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder” dedi”[58] ayeti bu görüşümüze en ideal cevaptır kanaatindeyiz. Cenabı Hakk, Âdemoğullarına ve kıyamete kadar tüm muhataplara; Allah’a ibadetlerinde takvalı olmayanların uğrayacağı neticeyi hatırlatmaktadır. Yani bu ayet, Âdemoğulları kurbanlarının birinin kabul edilip, diğerinin reddedilmesi arkasında maddi bir olay –kız, toprak/mülkiyet- aramanın gereksizliğini ortaya koymaktadır.
Binaenaleyh sırf bu açıdan bakıldığında bile Âdemoğulları kıssasındaki kurban olayı hakkındaki İsrailiyat ya da mitolojik rivayetlerin hepsinin sil baştan değerlendirilmesi yani bir nevi reset! Edilmesi gerekmektedir. Bundan dolayı aşağıdaki alt başlığa ve anlatımlarına bu çekince ve önerilerimiz açısından yaklaşmanızı tavsiye ediyoruz.

7- Âdemoğullarının kurbanı hakkında İslam kaynaklarındaki rivayetler:

İslam kaynaklarında Âdemoğullarının kurbanlarının vasıfları hakkında şunlar nakledilmektedir: “Hâbil’in bir sürüsü vardı. Kabil İse ziraatçı idi. Onlardan her biri Allah’a bir kurban sundular. Hâbil sürüsü içerisindeki en güzel koyunu seçip, kurban olarak sundu. Kabil ise, ekini içindeki en adi buğdayları seçip, onu kurban olarak sundu ve her ikisi de, bu kurbanları ile Allah’a yaklaşmayı istediler.”[59]
Kur’an’da beyan edilmeyen bir konu olan neyin Kurban edildiğinin cevabını Tevrat anlatımları aracılığıyla vermiş olsak bile yukarıda sıraladığımız diğer soruların -Allah neden Kurban istemiştir? Ve Kurbanların, Allah tarafından kabul edilip edilmediği nasıl belli olmuştur?- cevapları yoktur. Bunlar tamamen gaybi konulardır. Ancak kadim ve ondan sonraki tefsir kaynaklarında bu gaybi hususlara bol bol girilip “İsrailiyat” nevi rivayetlerle tefsir kitapları doldurulmuştur. Bu olgunun bir istisnası bulunmaktadır. O istisna cevap Merhum Seyyid Kutup’tan gelmektedir. “Hani ikisi birer kurban sunmuştu..” “Birinin kurbanı kabul edilmiş öbürününki kabul edilmemişti.” Ayetteki fiil, kabul edilme ve edilmeme işinin gizli bir kuvvete dayandığı ve gizli bir şekilde olduğuna işaret etmek için meçhul (edilgen) çatı kurmuştur. Bu sorgu ile bize iki durum hatırlatılıyor: 1- Bu kabul edişin nasıl olduğundan bahsetmememiz ve Tevrat’ın hikâyelerinden alındığı görüşünde olduğumuz, rivayetlere tefsir kitaplarının daldığı gibi dalmamamız hatırlatılıyor. 2- Kurbanı kabul edilenin, kin duyulmasını gerektiren ve öldürülmesine gerekçe olacak bir suçu olmadığı hatırlatılıyor. Çünkü kurban kabulünde, onun bir rolü yok. Onu ancak meçhul bir kuvvet, bilinmeyen bir şekilde kabul etmiş ve olay her ikisinin de kavrayış alanı ve iradesi dışında gerçekleşmiştir. Burada bir kardeşin kardeşini öldürmesi ve kişinin ruhunda adam öldürecek derecede kin oluşması için hiçbir neden yoktur.” [60]
Cenabı Hakk, Kehf suresinde, gaybi hususlarda fayda getirmeyecek şekilde çok fazla çabalamamızı ve hele kâfirler ile bu konularda tartışma ortamında bulunmamızı emretmektedir. “”Onlar üç kişidir; dördüncüleri de köpekleridir” diyecekler; yine: “Beş kişidir; altıncıları köpekleridir” diyecekler. (Bunlar) bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir. (Kimileri de:) “Onlar yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir” derler. De ki: Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir. Onlar hakkında bilgisi olan çok azdır. Öyle ise Ashâb-ı Kehf hakkında, delillerin açık olması haricinde bir münakaşaya girişme ve onlar hakkında (ileri geri konuşan) kimselerin hiçbirinden malumat isteme.”[61]
Kur’an, Âdemoğulları kıssasındaki ilgili aşamada Allah’a kullukta yani ibadetlerde, insanlarda olması gereken bir olguya “Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder” ilkesinedikkat çekerken; müfessirler, fayda getirmeyecek ve güçlerinin de yetmeyeceği gaybi konularda fikirler yürütmektedirler. Bu yüzden Âdemoğulları kıssası, İsrailiyat ve mitolojik rivayet ve indî mütalaalarla doldurularak kıssanın tevhidi yönü sislenmiştir.
Yürütülen bu fikirlerden bigâne kalamayacağımız için, zorunlu olarak sırf olumsuz örneklik olması açısından çeşitli alıntılar yapacağız. Bu alıntılarımızı lütfen! Yukarıdaki “Âdemoğulları arasındaki ihtilaf” başlığında tespitlerimiz vegayb ile ilgili vurgularımız ışığında değerlendirmeye çalışınız!
Kurban sunma ihtiyacı için gerçekleşen olay, Müfessirlerin hemen tümü tarafından şu şekilde anlatılmaktadır: “Allah Teâlâ, zaruret hali mevcut olduğu için Hz. Âdem’in erkek çocuklarının kız çocuklarıyla evlenmesini emretmişti. Ve söylendiğine göre; Hz. Âdem’in, her batından bir erkek bir de dişi çocuğu doğuyordu. Habil’in bacısı çirkin, Kabil’in bacısı güzeldi. Kabil, öz kardeşini tercih etmek istedi. Hz. Âdem ise buna müsaade etmedi. Ancak Allah’a birer kurban takdim etmeleri gerektiğini; kimin kurbanı kabul edilirse; Kabil’in bacısının onun olacağını bildirdi. Habil ve Kabil kurbanlarını sundular. Habil’in kurbanı kabul edildi. Kabil’in ki kabul edilmedi.”[62]
Bu ensest çözümlü anlatımları beğenmeyenler, alternatif bir rivayet daha getirirler: “Yine, bu hususta Cafer-i Sadıktan şöyle dediği rivayet edilmektedir: Hz. Âdem hiçbir zaman kendi kız çocuğunu kendi oğlu ile evlendirmezdi. Böy­le bir şey yapmış olsaydı, Peygamber(sav) bu işten yüz çevirmezdi Âdem’in dini hiçbir zaman Peygamber(sav)’ın dininden farklı değildi. Yüce Allah, Âdem ile Havva’yı yeryüzüne indirip onların bir araya gelmesini sağlayınca, Hz. Havva bir kız çocuğu doğurdu. O da buna Anâk adını verdi. Bu kız fa­hişelik yaptı. Yeryüzünde ilk fahişelik yapan odur. Allah da üzerine onu öl­düren birisini musallat etti. Daha sonra Hz. Havva, Kabil’i doğurdu, sonra da Habil’i doğurdu. Kabil, olgunlaşınca Allah ona, cinlerin çocuklarından Ce­male adında bir kadını İnsan suretinde gösterdi. Hz. Âdem’e de Bunu Kabil ile evlendir, diye vahyetti. O da onunla evlendirdi. Habil yetişip olgunlaşınca, yüce Allah, Hz. Âdem’e yine insan suretinde bir huri indirdi. Bu huriye rahim yarattı. Bunun da adı Bezle idi. Habil onu görünce onu sevdi. Allah, Hz. Âdem’e, Bezle ile Habil’i evlendir diye vahyetti, o da bunu yaptı. Bu se­fer Kabil dedi ki: Babacığım, ben kardeşimden yaşça daha büyük değil mi­yim? Hz, Âdem: Evet dedi. Bu sefer Kabil şöyle dedi: O halde ben, senin ona yaptığına ondan daha layık değil miydim? Hz, Âdem ona: Oğlum, bana bu şekilde davranmayı Allah emretti. Lütuf Allah’ın elindedir, onu dilediğine ve­rir. Kabil: Allah’a yemin ederim ki hayır böyle değil, onu sen bana tercih et­tin deyince, Hz. Âdem şöyle dedi: Haydi birer kurban sununuz. Hanginizin kurbanı kabul olunursa, o fazilete daha layıktır, dedi.”[63]
Bu rivayeti kitabına alan müfessir, rivayetin saçmalığını da hemen açıklamaktadır. “Peki, kiminle fu­huş yaptı? Diye sorulur. Ona, insan gibi görünen bir cinni ile mi? Böyle bir şey ise, bu konuda ortada mazeret bırakmayacak bir şekilde sahih bir nak­li gerektirmektedir. Böyle bir nakil ise bulunmamaktadır. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.”[64]
Kadim İslam kaynaklarında yer alan bu ve benzeri rivayetler sadece İslam kaynaklarında değil Yahudi tefsir kaynaklarında da bulunmaktadır. “ Kabil ile ikizinin yeryüzünde doğdukları, iki kızdan daha güzel olanı kimin alacağını tesbit için Kurban takdim ettikleri (….) şeklindeki rivayetler Tevrat tefsirlerinde de yer almaktadır. Apokrif kabul edilen, hem Süryanice hem de Arapça nüshaları bulunan “Hazineler mağarası” (La caverne des trésors) adlı kitapta da aynı bilgiler bulunmaktadır.“[65]
Yukarıda değindik yineleyelim; “Âdemoğulları arasındaki ihtilaf” başlığındaki Kadim tefsir kaynaklarından yaptığımız bu alıntıları, Kur’an’ın gayb ile ilgili vurguları ve bizim diğer tespitlerimiz ışığında değerlendirmeye çalışınız!

8- Allah’ın kurban ibadetini kabul şartı; takva:

4. SAYFA İÇİN TIKLAYINIZ

Etiketler:

Yorumlar

  1. hasan dedi ki:

    isteğimi bulamadı

Yorum Yaz