Web sitemize hoşgeldiniz, 01 Aralık 2020

Ademoğulları; Habil-Kabil Kıssası ve Mesajları

Ademoğulları; Habil-Kabil Kıssası ve Mesajları

3- Âdemoğulları kıssası ve Mezopotamya mitololojileri:

Âdemoğulları kıssasının, Kur’an, Tevrat ve İncil kitaplarında yer almasının yanı sıra Mezopotamya’da kurulan en büyük medeniyetlerden biri olan Sümer mitolojilerine ait keşfedilen arkeolojik yazıtlarında da benzer anlatımlarla karşılaşmaktayız. “..Habil-Kabil kıssası, çoban Tanrı Dumuzi ile çiftçi Tanrı Enkimdu’nun Tanrıça İştar’ın sevgisini kazanabilmek için yarışa girdiklerini, armağanlar sunduklarını anlatan “Dumuzi ile Enkimdu” efsanesine benzemektedir. “[27]
“Kitab-ı Mukaddes’te ve Kur’an’ı Kerim’de yer alan bu kıssaya benzer unsurların eski medeniyetlerin mitolojilerinde bulunması, bu kıssada anlatılanların efsanevî olaylar ve kişiler olduğunu göstermez. Aynı hadisenin uzun tarihi seyir içerisinde çeşitli çevre ve kültürlerde farklılık kazanması tabiidir ve bu değişik varyantların temelde mevcut tarihi(vakii) bir hadiseye bağlı olduğunu gösterir ki, ilahi dinlere göre insanlığın başlangıç, söz konusu kıssa kahramanlarının da atası olan Âdem ile Havva’dır. Kıssanın Tevrat’taki şekli Kur’an’a göre çok ayrıntılıdır ve muhtemelen kutsal metin yazarı ulaşıp derleyebildiği çeşitli rivayetleri ve farklı unsurları hikâyeye katmıştır.”[28]
Dolayısıyla Kur’an’ın vazettiği Âdemoğulları kıssasının, “vakii”liğine dair bir başka delil olabilecek bu Sümer yazıtlarının; aynı zamanda kaybolan Tevrat’taki Âdemoğulları kıssasının, Yahudi Rabbileri tarafından(Ezra v.d) derlenişi sırasında ilaveler sokulmak suretiyle Tevrat’taki Âdemoğulları (Hevel-Kayin) kıssasının muharref hale getirildiğinin bir delili ya da izahı olmaktadır.

4- Âdemoğullarının kimliği, isimleri ve etimolojisi:

Kur’an’da mufassal malumat bulamadığımız Âdemoğulları hakkında Tevrat’a göz attığımızda, ilk insan Hz. Âdem’in çocukları ve onların vasıfları hakkında şu kronolojik ve biyografik malumatın yer aldığını görmekteyiz: “Âdem karısı Havva ile yattı. Havva hamile kaldı ve Kayin/Kabil’i doğurdu. “RAB’bin yardımıyla bir oğul dünyaya getirdim” dedi. Daha sonra Kayin/Kabil’in kardeşi Hevel/Habil’i doğurdu.”[29] Anlaşılacağı üzere Kur’an’dan farklı olarak Tevrat’ta anlatılan Âdemoğulları kıssasında öncelikle, Âdemoğullarının yani Kayin/Kabil ve Hevel/Habil’in Hz. Âdem’in öz çocukları olduğu sarih olarak belirtilmektedir.
Oysa Kur’an bunu açık olarak belirtmemekte ancak ihsas etmektedir. Eğer Kur’an kıssada Âdemoğulları diye “Âdem” ismi belirtmemiş olsa belki de bu şahıslarla Hz. Âdem arasında bağlantı aramayabilecek ve bu kıssayı müstakil bir kıssa olarak anlamaya çalışacaktık. Kur’an’ın bu ihsasından ve Tevrat’taki Âdem-Âdemoğullarına ait sarih ifadelerden dolayı müfessirler; Âdemoğullarının, Hz. Âdem’in çocukları olduğuna inanmışlardır.
Kur’an’daki, Âdemoğulları kıssasında isimleri belirtilmeyen, Hz. Âdem’in çocukları hakkında; kadim İslam kaynaklarında, Tevrat’taki Hevel’in ismi “Habil” olarak yer alırken; diğer oğlu Kayin’in ismi Kabil olarak yer almaktadır. İbn Kesir bu olguyu şöyle tespit etmektedir: “Cumhurun kavline göre bunlar; Habil ve Kabil’dir.”[30]
Tevrat’a göre; Hz. Âdem’in bu iki oğlundan, ilk doğan Kayin’dir ve büyüyünce “çiftçi”[31] olmuştur. “…Havva hamile kaldı ve Kayin’i doğurdu…”[32] Hevel/Habil ise ikinci doğan, yani küçük kardeştir. “…Daha sonra Kayin’in kardeşi Hevel’i doğurdu….”[33] O da büyüdüğünde “çoban”[34] olmuştur. İslam kaynakları da bu olguyu Tevrat anlatımları paralelinde yani onun biyografi ve kronolojisi istikametinde kabul etmişlerdir. Mesela Taberî şöyle der: “Kabil, Habil’in büyüğü idi”[35] Dolayısıyla Taberî, Tevrat’taki Âdem’in çocuklarının kronolojik doğum sırası ve biyografisini esas almıştır.
Tevrat’ta bahsi geçen ilk insan Âdem’in çocuklarının adları, İbranice olan Tevrat metninde; קַ֖יִן “ka·yin”, הֶ֣בֶל“he·vel”[36] olarak belirtilmektedir.
Kayin/Kabil kelimesi etimolojisine bakıldığında şunları tespit etmekteyiz. “İslam kaynaklarında Kabil olarak geçen kelimenin aslı ise Tanah’ın(Tevrat) Türkçe tercümesinde Kâin şeklinde belirtilmektedir. Tanah’ta Kâin adı ile “dünyaya getirmek, kazanmak” anlamındaki Kâni kelimesinin türevi olan kesiti yan yana kullanılmıştır. Eğer Kâinin kökü Kanâ ise bu durumda Kâin “dünyaya getirilmiş, döl, çocuk” anlamına gelir. Kök harflerinin Kyn olması halinde ise kelime “maden işinde çalışan, demirci” anlamına gelir ve bu noktada Aramice’deki Kainâyâ ile Arapçadaki Kayn (“demirci” anlamında çoğulu; Kuyum)kökleriyle birleşir. Nitekim Kabil ismi Taberî’nin (ö.310/923) Tarihu’r-rusûl ve’l- mülük’u gibi bazı İslami kaynaklarda Kâyn ve Kâyın olarak zikredilmektedir.”[37]
Hevel/Habil kelimesi etimolojisi ise şöyledir: “Habil şeklinde geçen kelime bir telakkiye göre İbranca Hebel(Hevel) ve etimolojisi tartışmalıdır. Kelimenin “soluk, nefes, buhar” anlamına geldiği ebeveyninin kısa ömürlü olacağını önceden sezdiği için ona bu ismi verdiği ileri sürülmüş, ayrıca asıl adının başka olduğu, hayatı bir nefes gibi bittiği için daha sonra kendisine bu ad verildiği rivayet edilmiş, fakat bu rivayetler kabul görmemiştir. Kelimenin Akkadca’da “oğul” anlamına gelen ablu/aplu veya hablu/habal’dan gelme ihtimali daha kuvvetlidir.”[38]
Taberî’ye göre yeryüzündeki ilk cinayet işlendiğinde Habil ve Kabil’in yaşları şöyledir: “Tevrat’ta anıldığına göre Habil öldüğü vakit 20, Kabil onu öldürürken 25 yaşında idi.”[39] Bize göre; Taberî’nin bu rivayeti sahih değildir. Ne Tevrat’ta böyle somut bir yaş tespiti vardır ne de gaybi bir olgu olan bu hususu Taberî ve diğer âlimlerin bilmesi mümkün değildir. Habil-Kabil veya Âdemoğulları kıssasını işlerken gözlemleneceği gibi Kur’an ve Kur’an perspektifinde Tevrat veya İncil alıntıları harici anlatımlar, boşluk doldurma yöntemi ile sahih kaynaklara dayanmayan ındî ve mitolojik yamalardır. Kur’an’da aralarındaki yaş farkına değinilmeyen Âdemoğullarının; yukarıda alıntıladığımız Tevrat’taki büyük ve küçük kardeşlik sıralamasına istinaden müellif indî bir takım değerlendirme ile bu rakamları vermektedir. Üstelik bu yaş farkının sunulmasının kıssanın anlaşılmasına bir faydası da yoktur.
Dolayısıyla İslam külliyatında yer alan Âdemoğulları kıssası anlatımları, sahih bir bakışla Kur’an perspektifinde yeniden yorumlanarak kıssanın her alanını saran İsrailiyat’tan ve hatta mitolojiden temizlenmelidir, kanaatindeyiz.

5- Ademoğulları (Habil-Kabil) İsrailoğullarından kişiler midir :

Âdemoğullarının kimliği hakkında Tevrat’ta yer alan bazı mufassal bilgilere ulaşmaktayız. Ancak bu konuda tefsir kaynaklarında yer alan bir başka rivayet bulunmaktadır. Şimdi, bizce Kur’an’ın tevhidi anlatımını örtüp, sisleyebilecek kadar önemli bu rivayeti inceleyelim.
“Hasan el-Basrî ile Dahhâk’ın görüşüdür. Buna göre, Hz. Âdem(a.s)’in, birer kurban sunan iki oğlu, onun sulbünden olan iki oğlu olmayıp, İsrâiloğullarından iki Âdemoğludur.”[40] “Bütün insanlar Âdem’in soyundan geldikleri için bu iki kişi de Âdem’in oğlu olarak anılmıştır.”[41]
Kıssa’nın gidişatına ve anlatımına aykırı olan bu görüş; kıssanın kronolojisine de gölge düşürmektedir. Çünkü bu kıssa yeryüzünde yaşamın ilk başladığı Âdem zamanının tarihini ve o dönemde yaşanan müşahhas bir olayı anlatarak, tarihsellik arz etmektedir. Eğer Âdemoğulları kıssasının kronolojisi atlanıp göz ardı edilecek olursa “Yaratılış kıssasının” anlaşılmasında da problemler çıkacaktır kanaatindeyiz.
Nitekim müfessirler, kıssanın sahip olduğu bu tarihsel, kronolojik ve biyografik olguya dikkat çekerek; Âdemoğulları kıssası ile İsrailoğulları dönemi arasında bağlantı kurmanın kıssanın vakiliğine uygun olmadığını belirtilmişlerdir. “Çünkü ayet, katilin, öldürdüğü kardeşinin cesedine ne yapacağını bilemediğini, hatta bunu bir karganın davranışından öğrendiğini göstermektedir. Eğer bahsedilen bu iki adam, Benî İsrail’den olsaydı, ne yapacağını (yani defnetmeyi) iyi bilirdi. Doğru olan da budur.”[42] Karga’nın bir insana öğreticiliğine dair ayet şöyledir: “Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Katil kardeş) “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar da olamadım mı ki, kardeşimin cesedini gömeyim” dedi ve ettiğine yananlardan oldu.”[43]
“Îbn Atiyye ise der ki:…İsrail oğullarından bir kişi nasıl olur da ölüyü gömme şeklini bilmeyip bu hususta kargaya uyabilir Sahih olan bu iki oğlun, Hz, Âdem’in sulbünden çocukları olduğudur. Müfessirlerden bü­yük çoğunluğun görüşü bu olduğu gibi, îbn Abbas, İbn Ömer ve başkaları da bunu ifade etmiştir. Bu iki kişi, Kabil ve Habil idi.”[44]
Âdemoğulları kıssasındaki Karga’nın vasıta olduğu öğreticilikteki bu anlam, yeryüzünde ilk defa yaşamaya başlayan insanoğluna, Cenabı Hak tarafından nasıl bir eğitim ve öğretim metodu uygulandığını da ihsas etmektedir. “İnsanı yarattı. Ona açıklamayı öğretti.”[45] Dolayısıyla “Âdemoğulları” kıssası aynı zamanda “Yaratılış” kıssasını mufassallaştıran ve yeryüzündeki kötülüğün başlangıcını ve ne şekilde gerçekleştiğini beyan eden ve o kıssanın mütemmim bir cüzü olarak algılanmalıdır. Bunun tersi olarak Âdemoğulları kıssası da “Yaratılış” Âdem kısası temel alınarak değerlendirilmelidir diyebiliriz.

6- Âdemoğulları arasındaki ihtilaf:

3. SAYFA İÇİN TIKLAYINIZ

Etiketler:

Yorumlar

  1. hasan dedi ki:

    isteğimi bulamadı

Yorum Yaz